İL EŞ BAŞKANI ŞAHABETTİN IŞIK’IN KONGRE KONUŞMASI

KONGRE KONUŞMASI:

         Sayın Divan, değerli delegasyon, kıymetli misafirler, Milletvekillerim, Bakanım, basın emekçileri, yüreği Cennet bahçesi Annelerimiz.

         Bugün aramızda olmaları gerekirken haksız ve hukuksuz bir şekilde derebeylik yöntemiyle gözaltına alınarak tutuklanan arkadaşlarımız burada değillerdir.

         Bu arkadaşlarımıza; PM üyelerimiz Sayın Bülent UYGUNER, Engin GÜLESER ve Mehmet Ali ALÇİNKAYA, İl Eş Başkanı arkadaşımız Sayın Leyla AYGÜN, Gebze Belediyesi meclis üyesi arkadaşımız Sayın Osman KURUM; Darıca bir önceki dönem İlçe Eş Başkanı Sayın Kudret DAVUTOĞLU, Darıca bir önceki dönem İlçe saymanı Kutbettin GÜNEŞSU, Darıca bir önceki dönem İlçe Eş Başkanı Sayın Emine KARAASLAN, DBP üyesi, Anadolu Yakınlarını Kaybedenler derneği üyesi arkadaşımız Sayın Mehmet KARAASLAN, Gebze ilçe Eş Başkanları Sayın Meryem USLU ve Ebubekir ÇOBAN, Gebze bir önceki dönem İlçe Eş Başkanı HDP’nin asi ve güzel kızı Sayın Damla BAĞCI, Gebze bir önceki dönem ilçe yöneticimiz Sayın Melike AYDIN, Gebze kadın meclisi üyemiz Sayın Necla ERDOĞAN ve Dilovası partili arkadaşımız Sayın Hasret ERDEM’i buradan selamlıyorum, mücadelelerine olan bağlılığımı ifade ediyorum.

        Sayın Divan değerli dostlar;

      Göreve başladığım ilk günden bu güne kadar her başım sıkıştığında, bir çıkış yolu aradığımda engin tecrübesi ve derinlikli bilgi ve birikiminden beni mahrum bırakmayan Eski Milletvekilimiz, Bakanımız Av. Sayın Ali Haydar KONCA’ya huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum.

       24 Haziran 2018 seçimlerinde çok yoğun, yorucu ve renkli bir seçim kampanyasını birlikte yürüttüğümüz, kısa sürede milyonların beğenisini kazanan, mütevazi ve  olgun kişiliğiyle örnek insan il vekilimiz Dr. Sayın Ömer Faruk GERGERLİOĞLU’ ya çok teşekkür ediyorum.

      Emek Partisi il ve ilçe yönetimlerine, Özgürlük ve Dayanışma Partisi İl yönetimine görev yaptığım süre boyunca bizlerle birlikte sergiledikleri dostane ve dayanışma ruhu yaklaşımlarından dolayı teşekkür ederim.

    KocaeliHalkevleri, Kocaeli Demokrasi girişimi, Alevi Bektaşi federasyonu il yönetimi, Dersimliler derneği, Görsem engelliler derneği,

    Darıca Ağrılılar Derneği,Siirtliler Derneği,Diyarbakırlılar Derneği,Mardinliler Derneği,Çerme Köyü Derneği,Digor Başköy Derneği,Digor Türkmeşen köyü Derneği,

     Çayırova Karayazılılar Derneği,Kar-Def, Kızıleniş Derneği, Gölköy Derneği, Ağrılılar Derneği,

     Körfez Vanlılar, Çaldıranlılar, Ağrılılar derneği, Körfez Muşlular derneği ve üyelerine, Körfez Sivas ili Yoz yatağı derneği, Arık köyü derneği, Kapıkaya köyü derneği, Demirtaş köyü derneği, Amasyalılar derneği,

    Derince Bingöl Kiğı-Yayladere derneği üye ve yönetim kuruluna,

    Kartepe Vanlılar derneği üye ve yönetim kuruluna, bizlere olan ilgi, alaka ve desteklerinden dolayı teşekkür ederim.

    Körfez Hacı bektaşı veli cem evi, Derince Cem evi ve Esentepe cem evi, ile Tavşantepe cem evi yönetim kurulu ve üyelerine  barış, sevgi ve hoşgörülerinden dolayı teşekkür ederim.

     Bir parçası olmakla büyük onur ve gurur duyduğum KESK Kocaeli Şubeler platfornuna, TMMOB il koordinasyonuna, Kocaeli Tabip odasına, DİSK il örgütüne, Kocaeli Dayanışma Akademisine ve Kocaeli Barosuna gösterdikleri dayanışma ve eğilmeyen onurlu duruşları şahsında kendilerine teşekkür eder, başarılarının devamını dilerim.

    Geçmiş dönem Darıca İlçe Eş Başkanları Sayın Hikmet Koçak,Kudret Davutlu ve İdris Ay’a, Gebze İlçe Eş Başkanları sayın Damla Dağcı, Ebubekir Çoban ve Mustafa Altuntaşa, Çayırova ilçe Eş Başkanları sayın Emine Karaaslan ve Şahismail Tohumcu’ya,  Dilovası ilçe Eş Başkanları sayın Aynur Santo ve Abdulkadir Demir’e , Körfez ilçe Eş Başkanları sayın Muhabet Özü Oral ve Mehmet Şirin Ertem’e, Derince ilçe Eş Başkanları sayın Neslihan Armutçu ve Çetin Macak’a, İzmit İlçe Eş Başkanları Sayın Asiye Ebru Öcal ve Kadim Açıkgöz’e, Kartepe ilçe  Başkanı Sayın Reis Güden’e , Gölcük ilçe  Başkanı Sayın Ali Sancak ve ilçe Eş Başkanı arkadaşlarımızla birlikte yönetimi paylaşan tüm asil ve yedek yönetim kururlu üyesi arkadaşlarımıza emek ve çabalarından dolayı huzurlarınızda teşekkür eder, sevgi, saygılarımı sunarım.

      25 aylık yönetim süresini birlikte yürüttüğüm, zaman zaman tartışsakta, gerilsekte, parti  ve mücadele ilkeleri söz konusu olduğunda fedakarlıktan ve onurlu duruştan ödün vermeyen tüm enerjisini partinin büyümesine harcayan il eş başkanı sayın Leyla AYGÜN ve il yönetim kurulu üyesi arkadaşlarıma teşekkür eder haklarını helal etmelerini istiyorum.

         Ayrıca görevi devir aldığım bir önceki dönem İl Eşbaşkanı arkadaşımız Sayın İlbrahim ERGİN, Av. Sayın Nuri TAN, Av. Sayın Mehmet Akgül ve Av. Sayın Kureyş BİLGİÇ’e emek, çaba ve efedakarlıklarından  dolayı çok teşekkür ediyorum.

     Kutbettin Güneşsu, Sebahattin Çelik, Memet Karaaslan, Alican Kaya, Ali Bektaş, Haydar Halis, Ayhan Salhan, Turan Yalçınkaya, Arif Demirkaya  ve Nihat Geyik arkadaşlarımıza çaba, hizmet ve fedakarlıklarından dolayı çok teşekkür ederim.

    Şu an aramızda bulunmayan PM üyemiz Sayın Bülent UYGUNER’e teşekkür ederim

    Genel anlamda tüm kitle yapımıza, özel anlamda da yüreği Halkların Demokratik Partisi için atan Kocaeli’nin muhafazakar, devrimci ve demokrat kamuoyuna, Hanife Bildirici ve beraberindeki kadın arkadaşlar ile CHP eski milletvekili Sayın Bekir Yurdagül’e, Sayın Bozkurt Uslu’ya, Sayın Musa Yılmaz’a, Sayın Ercan Dalkılıç’a dayanışma, emek ve çabalarından dolayı kendilerine teşekkür ederim.

    Başarılı bir yerel yönetim, çağdaş ve yaşanılabilir  kent kültürü oluşturma  dışında hiçbir istek ve talebimizin olmadığı İzmit Belediye Başkanı Sayın Fatma Kaplan Hürriyet’e ilk yerel yönetim deneyiminden Kocaeli’nin yerel basını aracılığıyla başarılar diliyorum.

     Kocaeli’nin güçlü hafızası değerli basın ve basın emekçilerine teşekkür eder, bizimle ilgili Emniyet ve Jandarma çıkışlı dayatmalı haber yazmaktan vazgeçmelerini istiyorum.

     Parti çalışmaları nedeniyle Kendilerine fazla zaman ayıramadığım, sorunları ile ilgilenemediğim, destek ve fedakarlıklarından öteye bir tepkileriyle karşılaşmadığım değerli Aileme, sevgili Eşime ve Kızıma huzurlarınızda çok teşekkür eder, kendilerine sevgi ve Saygılarımı sunuyorum.

    İçerisinde bulunduğumuz 21. yüzyılın ilk çeyreği itibariyle   geride bıraktığımız 20. yüzyıl ile kıyaslandığında bir çok yönüyle geçmiş yüzyılı arattığı, özlettirdiği günümüzde yaşanan ve hepimizin tanıklık ettiği bir çok olayların şahsında anlaşılmaktadır.

     Teknolojide kaydedilen gelişmeler, eğitim ve  sağlık gibi yaşamsal faktörler, ulaşım ve haberleşmedeki gelişmelerin insan yaşamına  kattığı yeni boyut, kolaycılık ve pratiklik   toplumların temel meselelerini çözememiş, insanlara mutlu olmalarının yolunu açmamıştır.

      20. yüzyılda yaşanan Birinci ve ikinci Dünya Emperyalist paylaşım savaşlarının halklar üzerindeki yıkıcı sonuçları toplam katliam ve soykırımlar üretmiştir. Ancak bunun yanında  1917 Sovyet devrimi, Çin Halk devrimi, Vietnam ve Küba devrimleri şahsında ulusal ve sınıfsal devrim süreçleri toplam bir bilinçlenme ve örgütlenme açısından insanlık tarihi için bir çığır oluşturmuştur.

       20. yüzyılda siyasi anlamda üçüncü dünya, iktisadi anlamda gelişmekte olan ülkeler olarak adlandırılan ve sayıca çok olan, Nato ve Varşova paktına bağlı kalmaksızın yürüttükleri bağımsız politikaları ile bir denge görevini de görüyorlardı.

     Orta ve Güney Amerika kıtası, Güney Afrika’da  Orta ve uzak doğuda Mahatma Gandi’nin Hindistan’ında yaşanan alt üst oluşlar ulusal ve sınıfsal mücadele tarihi açısından 20. yüzyılın önemli gelişmeleridir.

     Günümüz ve yaşadığımız yüzyılda tek kutuplu birleşik emperyalizmin halklar ve toplumlar üzerinde yürüttüğü rant ve Pazar yaratan  amansız savaşları, kural tanımayan sömürü düzeni, kıtasal düzeyde toplumlara dayatılan kitlesel göç bin yılların  yaşam ve kültür birikimini yok etmekte, en çok ta üçüncü dünya ülkelerini olumsuz etkilemekte, yeni koloni devlet düzeni devlet şekli ve bölgeleri oluşturmaktadır.

 Dünyada yaşanan bu gelişmeler olumlu ve olumsuz etkilerini ülkemizde de göstermiş, Dönemin Sovyetler birliğinden bir takım maddi ve askeri yardım alınarak yürütülen kurtuluş savaşı sonrasında Türkiye’nin 1952 yılında NATO’ya üyeliği “tabiri caizse ekmek yediği masaya tükürmesi devletin siyasi tercihini ve istikametini belirlerken karakteristik özelliğini de ortaya koymuştur.

        Halkevlerinde  halka yönelik verilen eğitim süreci ile birlikte 1960’li yıllardan itibaren yaşanan örgütlü sınıfsal mücadelede  sistemle hesaplaşma, hükümetlerden hesap sorma, toplumun toplam taleplerini bünyesinde çözebilme iradesini göstermesi açısından toplumun bilinç düzeyinde yaşanan önemli bir diğer gelişmedir. 

          1960’lı yılarda Türkiye işçi partisi çatısı altında Türkiye sınıf mücadelesi yeni bir boyut kazanırken, 1970’li yıllarda DDKO birleşik çatısı altında  Kürt ulusal örgütlenmesi “Tevhid-i tedrisat, takrir-i sükun, şark ıslahat planı, 1946 varlık vergisi, 6-7 Eylül 1957 olayları, 49’lar ve 68 kuşağı  sonrası için de bir başlangıç olması itibariyle önemli bir dönüm noktasıdır.

     Halkların Demokratik Partisine hangi süreçten, hangi siyasi atmosferden ve hangi ulusal, toplumsal ve sınıfsal gereklilikten gelindiğine bakacak olursak,  1990 HEP, 1992 ÖZDEP, 1993 DEP, 1994 HADEP, 1997 DEHAP, 2005 DTP, 2008 BDP, 2002 SDP, 2004 SODAP, 2010 ESP, 2012 YEŞİL SOL PARTİ,2013 SYKP, VE 2012 HDP.

   Halkların Demokratik Partisi neden bu kadar önemli, neden bu kadar saldırılarla karşı karşıya, neden bu kadar tehlikeli görülmektedir?

   İdeolojik- politik  ulusal ve toplumsal dinamikleri açısından sistemle uzlaşmaz çelişki içerisinde bulunan ve sürekli üzerinde bertaraf edilmesi yönünde politikalar oluşturulan, kırmızı çizgilerle ifade edilen  iki temel eksen üzerinden yaşama dönüştü HDP.

      Birincisi 200 yıldır birincil olarak  ülke gündemini oluşturan Kürt ulusal meselesi ile yine bu tarih kadar uzun Türkiye sınıf hareketinin örgütlü gücü, birleştirici iradesi olarak kısa zaman aralığında yüzyıllık algıları değiştiren, ve yine sarsılmaz, yenilmez, karşı konulamaz denilen ceberut, rantçı, piyasacı AKP hükümetini bizler için miladi takvim olarak kabul ettiğimiz 7 Haziran 2015 genel seçimlerde hükümetten düşürmüş, 31 Mart ile 23 Haziran 2019 yerel  seçimlerinde de yerel iktidarına son vermiştir. Dolayısıyla AKP ve yandaşları ile öteden beri ortak değerlerin propagandası üzerinden sistemden beslenen kesimlerin Halkların Demokratik Partisine karşı saldırılarının sebebi tam da budur.

    İlk kurulduğu günden bugüne değin üzerinde yeşerdiği değerler, izlediği siyasi strateji, siyasi alandaki boşluğu doldurma kapasitesi ve umut olma alternatifi, eş temsiliyet ile kadınlara kendini yönetme, toplumsal potansiyelini açığa çıkarma ile toplumdaki yerleşik geri, mahalli, çağdışı algı ve olguları yerle bir eden, toplum tarafından anlaşıldıkça büyüyen, büyüdükçe yerleşik ve egemen kesimlerin uykularını kaçıran, en çok ta 18 yıllık baskıcı, ceberut, ırkçı faşist AKP iktidarının yenilmezlik unvanını elinden alan, çizdiği siyasi strateji ile dengeleri değiştirebildiğini, iktidar tayin edici nitelik ve niceliğe sahip olduğunu kısa tarihinde tüm Türkiye toplumlarına göstermiştir.

     Üzerinde yeşerdiği değerler manzumesi ve taşıdığı tarihi misyonu itibariyle Halkların  Demokratik Partisi “daha önceleri de dile getirmiştim”  bir kimlik bunalımı ile karşı karşıya, bu kimlik bunalımını aşmak zorundadır.

    Aciliyeti ve büyüklüğü ile sendikaların insafına bırakılamayacak olan Türkiye sınıf mücadelesi  meselesi, inanç meselesi, kadın ve gençlik, ekoloji, çarpık kentleşmenin yanı sıra Türkiye’nin 200 yıldır gündeminin birinci sırasında varlığını koruyan ve çözümü ile çözümsüzlüğü iç içe geçmiş  Kürt meselesinde  artık inisiyatif almalı, çözümün bir tarafını oluşturmalı, masada benim yerim vardır,olmalıdır diyebilmelidir. Halklardan aldığı yetki ile çözüme yönelik iradesini açığa çıkarmalı,ortaya koymalıdır.

    Aksi takdirde altı milyon seçmenin oyunu almış siyasi bir parti olarak sorumluluk almaması, irade ortaya koymaması parti olma gerekçesini ve vasfını tartışmalı hale getirmektedir.

     Bunun yanı sıra uluslar arası alanda çokta görünür faaliyetlerine rastlamadığımız, son derece cılız ve etkisiz parti bürokrasisi ve lobi faaliyetlerinin etkin konuma gelmesinde öncülük etmeli, siyasi misyonunu doğru yönde kullanmalıdır.

     Bugün Dünya kamuoyunda sadece ganimetçi kiralık  İŞİD ve ÖSO çetelerine karşı toprağını, halkını, köy, kasaba ve şehirlerini korumakla tanınan Kürt direnişçilerinin bir dönem sonra Ortadoğu’da savaşın sona ermesi neticesinde unutulacağı, gündemden düşeceği veya kaderlerine terk edileceği bilinmelidir.                                     Özellikle halklar nezdinde Kürtlerin bulunduğu coğrafyalarında otonom, özerk, federel bir yapıda oldukları sanılmaktadır.

      Oysa ki! Kırk milyonu aşan nüfusu ile Kürtlerin Abhazya, Çeçenya, Osetya, Tataristan, yanı başımızda Azerbaycan’a bağlı özerk Nahçıvan’ın  çeyrek kadar bir statüsünün olmadığını, anadilde eğitim hakkından yoksun bırakıldığını, kültürel gelişmesini sürdüremediğini  Dünya halklarına, uluslar arası kamuoyuna anlatılmalıdır, toplumlar bilgilendirilmelidir.

     Değerli arkadaşlar bin yıldan fazla bir zamandır Kürtler, aynı coğrafyayı aynı dine mensubiyeti itibariyle sadece propağanda diline hizmetten ibaret içi boş kardeşlik yalanı ile birlikte paylaşmış egemen ülkelerden zulüm görmekte, sürekli yerlerinden sürülmüş, maddi varlıklarına  ganimet olarak el konulmuş, Kürt kadınları köle pazarlarında cariye olarak pazarlanmış, beşbin yıllık yerleşik hayattan mülteci konumuna düşürülmüş, en küçük insani demokratik taleplerimize öncelikle mezarlar, sonrasında emniyet, adliye ve cezaevi üçgeni mecburi yaşam alanı olarak gösterilmiştir.

      Ne acıdır ki modern çağın bu ilkel vahşeti her zaman olduğu gibi bu gün de din kardeşliği adına yaşanmış ve yaşanmakta, kafir ve cehennemlik denilerek acımasız ve zalim olarak kamuoyuna anlatılmaya ve gösterilmeye çalışılan  Hıristiyan ülkelerden Kürtler yardım talep etmiş, koruma istemiştir.         

       Burada Kürtlerin İslamiyete olan mensubiyetleri ile İslam ülkelerinin Kürtlere yönelik niyetleri sorgulanmalıdır.

     Sayın Divan, değerli dostlar: 28 Şubat sürecinin bir ikramı, devamı olan  18  yıllık AKP iktidarı döneminde bizler nelere tanıklık ettik?

        Beton sevicilik, doğa katliamcısı, ağaç düşmanı bir zihniyetle tanıştık. Tutsak edilen özgür akan dereleri ile Karadenizden sonra Munzur vadisi ikinci kez kan akma girişimine şahitlik ettik.

         Romanlara şiirlere konu olmuş, suları ve doğası ile cennet Kaz dağları siyanür havuzu haline getirildi.

     On bin yıllık yaşamın canlı tanığı Hasankeyf’te tarihin izleri silindi. Yaşanmışlığa dair  toplumun o coğrafya ile bağı kesilmek istenilmekte, red ve inkar politikasının bir devamına tanıklık ettik.  

         Taliban’ın 2001 yılında Afganistan Bamyan vadisinde İşid’in Suriye’nin Palmira kentinde  yaptığı yaşama dair tarih katliamına bugün Hasankeyfteki benzerine tanıklık ettik.            

      Maden ocaklarında katliam derecesinde toplu ölümlere, fıtratlarında ölüm vardı diyen Bakan beyanatlarına tanıklık ettik.

      Çocuğuna pantolon alamadı diye intihar eden babalara, cebinde Pazar parası yok diye eşine karşı utancından intihar edenlere tanıklık ettik.

         Geçinemedikleri için, toplu siyanür intiharlarına tanıklık ettik.

         Hükümetten beslenen cemaat evlerinde, yurtlarında, okullarında çocuk tecavüzlerine, bir seferde bir şey olmaz diyen Kadın Bakan müsveddesine tanıklık ettik.

         Batmanda, Siirt’te bürokrat, memur vb resmi kimlik taşıyanların toplu tecavüzüne uğrayan kadın haberlerine ve bu haberlere getirilen yasaklara tanıklık ettik.

         Ardı arkası kesilmeyen ortalama her gün beş kadın cinayetlerine, hükümetin önlem almama keyfi tutumuna tanıklık ettik.

         Avukatın etek boyunu ölçen Hakim’e, kıyafetinden dolayı otobüslerde dövülen,çarşıda aşağılanan  kadınlara tanıklık ettik.

         Ayakkabı kutularında para saklamalara, korsan ithal tüccarlar üzerinden kaçak altın ticaretine, Amerika’da sanık sandalyesine oturtulan bir Türkiye ye tanıklık ettik.

         Gemi filolarına gemicik diyen Başbakanlara tanıklık ettik.

         Bir yandan dört ayrı kurumdan maaş alan, diğer yandan muhalif denilerek ihraç edilen yüz binlerce  memur mağduriyetine tanıklık ettik.

         Dünün paçozlarının bu günün Saadet zinciri Patriyarkalizminden nasıl palazdıklarına tanıklık ettik.

     Sayın Divan değerli dostlar. Geçerli hiçbir gerekçeye dayanmayan, gerekçesini haklı kılacak her türlü yargısal ifadelerden yoksun 2016 yılında başlayan ve bugün tekrarına şahit olduğumuz hükümetin keyfi ve  alışkanlığa dönüştürdüğü Kayyım uygulaması bir irade gaspıdır, hak gaspıdır.

     AKP’nin Belediyeleri kaybettiği şehirlerde açığa çıkan besleme basınına, besleme trollerine, ihaleci gruplarına yeni bir kaynak yaratma hamlesidir.  Türkiye’de Sadece partimiz ve halkımızı hedef alan yerelde temsiliyeti ve yönetimi yok sayan etkisi ve süresi iktidarın ömrü ile sınırlı bu karton hukuk günü geldiğinde  halkımızın iradesi ve sarsılmaz inancı karşısında yine yenilecektir.

     Ayrıca Demokrasi, hukuk, insan hakları gibi temel kavramlar etrafında dolanmayı siyaset sananların iktidarın ömrünü uzatmaktan öteye bir siyasi vizyonu olmayanların bu haksız, hukuksuz gasp ve kapkaç karşısında sessiz kalmaları, ikircikli varlıkları ve kirli siyasetin bir parçası olmaları bakımında bizler tarafından elbette sorgulanacaktır,  değerlendirilecektir.

    Toplumsal muhalefetin farklı dinamiklerini bünyesinde toplayan, Kürt ulusal mücadelesi ile Türkiye sınıf hareketinin köklü temelleri üzerinden ortak mücadele alanı olarak  varlığını ortaya koyan Halkların Demokratik Partisi, sadece birbirlerine benzeşmekten ibaret siyaset tarzı ve vizyonları ile sistem partilerini korkutmuş, yakın tarihe kadar bir araya gelmeleri pek mümkün gözükmeyen, zaman zaman partimiz aleyhine sonuç doğuran kararların alınması, yasaların çıkarılmasında ortak hareket ettiklerine toplum şahitlik etmiştir.

     Üç büyükşehir belediyesi eş başkanlarımıza kayyım atandığında bazı dostlarımıza susma sustukça sıra sana gelecek demiştik. Kayyımı fiili  görevden almadan  ibaret olarak görmemeliyiz demiştik.

        Yetkileri elinden alınan, ödeneği kesilen, toplum ihtiyacına göre yeni belediyecilik faaliyetleri oluşturmaya müsaade edilmeyen ve personel alımı yapamayan bir belediye AKP’nin farklı bir kayyım politikasıdır. Uygulamasıdır.

       Görevden alarak tepki toplama yerine yetkisiz ve etkisiz kılma oyunudur. Amerikan ve İngiliz uygulamasıdır.

      İç işleri Bakanı belediye başkanı için “ahmak” nitelemesinin henüz başlangıç noktasındadır. İstanbul ayrı Diyarbakır, Mardin, Van ayrı demekle kayyımı durduramazsınız.

        Değerli dostlar,İktidar olmak, Başkantten  tersine istikametten yürümekle değil, başkente doğru istikametten yürümekle olunur. Halkların Demokratik Partisi bu yolun başlangıç noktasındadır.

       O nokta! 1977 taksimdir, 2015 Suruçtur, gazidir,gezidir,Cumartesi annelerinin buluşmasıdır. Cizre bodrumlarında katledilen canlardır, Özalp’ta 33 kurşundur, 1978 Maraştır, 2011  Roboskidir.10 Ekim yeni gar buluşmasıdır.

         Selahattin Demirtaş’tır, Figen Yüksekdağ’dır, İdris Baluken’dir, Sebahat Tunceldir. Deniz Gezmiş’tir, Erdal Eren’dir.  Apé Musadır.

   Diren ha Diyarbekir diren,

   Direnmektir sana can veren
   Dur ve dinle bu şarkım sana

   Dağlarının aşkına güven

   Dağlarının aşkına güven dizeleri ile dilimizdeki türküdür.

         Değerli dostlar; iki yıllık yönetim dönemimizde sevinç-kaygı, mutluluk-üzüntü, kimi zaman buruk, kimi zaman umudu bir arada yaşadık. Üzerimize salınmak istenen korkuya yenik düşmedik ve düşmeyeceğiz.

         Tüm bu yaşanılanlarla birlikte belleğimizde uzun süre yerini koruyacak üç önemli seçim kampanyası yaşadık.

         Eski Eş genel başkanımız sayın Selahattin DEMİRTAŞIN Cumhurbaşkanı adayımız olduğu 24 Haziran 2018 genel seçimleri ilimizde çok renkli, hareketli, azim-kararlılık ve yüksek inanç değerleri ile yürütüldü.

         Bir önceki dönem ile kıyaslandığında sınırlı sayıda kadro gücüne ve sokakta yaşatılan baskı markajlarına rağmen oy artışı sağlanarak halkımızı temsilen meclise vekil gönderdik. Kolay bir seçim kampanyası olmayacağının bizler de farkındaydık.

   Fiili saldırıya uğradık. Halen görevde olan bir valinin Kocaeli de HDP milletvekili çıkarmamalıydı sözüne halkımızın partisini sahiplemesi, iradesini yüksek tutması ile cevap verilmiştir.

         Yine 31 Mart yerel seçimlerinde Partimizin aldığı batı illerinde AKP’ye seçim kaybettirme stratejisi titiz, disiplinli ve seçimin önemi kavranarak, kitle tabanımızın ikna edilmesi çok zor olsada güç birliğinin kaçınılmazlığı anlatılarak, kavratılarak uygulandı.

         Kendi adaylarımızla seçime girmediğimiz yerellerde toplamda 7 arkadaşımızın belediye  meclis üyesi olarak seçilmiş olmaları ciddiyetimiz,  disiplin ve parti çalışma programına bağlılığımız ve  kararlılığımız açısında unutulmaması gereken bir başarıdır.

         Bu başarı her şeyden önce parti kitlemizin, il ve ilçe örgütlerimizindir. Kendilerini tekrar tebrik ediyorum.

         Sayın Divan, değerli delegasyon, saygıdeğer misafirler. Birleşik emperyalizmin Pazar yaratma adına  iş birliği ve güç birliği yaparak halklar ve toplumlar üzerindeki yıkıcı faaliyetleri ortada iken  20 yüzyılın mücadele hattı ve siyaset çizgisi ile 21 yüzyıl insanının, toplumların yüzyıla münhasır sosyal, siyasal, iktisadi ve kültürel sorunlarını çözme neredeyse imkansızdır. 21 yüzyıl İnsanının, toplumlarının sosyal, siyasal, iktisadi ve kültürel sorunları uluslar arası sınıfsal dayanışma ile yeni bir siyasi çizgi ve mücadele hattının örülmesiyle mümkün olacaktır.  

         İnsanoğlunun koyduğu kaide ve kurallar, yaptığı kanunlar, oluşturduğu nizam, sistem ve usuller kendisini geçmişte nasıl mutlu etmediyse, gelecekte de mutlu etmeyecektir.

         Yegane mutluluk ve kurtuluş doğanın herkes için bağımsız, herkes için eşit, doyurucu ve koruyucu kural ve kanunlarına koşulsuz tabi olmaktır. Gözü doymaz, iflah olmaz vahşi bir tüketimin hüküm sürdüğü çağımızda bu mümkün mü? Takdiri ve değerlendirmeyi sizlere bırakıyorum. 29.12.2019

                                 Selam ve saygılarımla.

               Hoşça kalın, Dostça kalın, Yoldaşça Kalın

                                  Şahabettin IŞIK

                            HDP Kocaeli İl Eş Başkanı

About Şahabettin Işık

HDP Kocaeli İl Eş Başkanı

View all posts by Şahabettin Işık →

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir